Hakkımda Bi Kaç Şey

Nereden bulaştım

Sözelci olmama rağmen rakamsal olarak tarihlerle aram hiç iyi olmadı o yüzden net olarak olmasada tahmini tarihler ile anlatacağım. 16 sene öncesine falan dayanıyor internet sitelerine olan ilgim. İlk olarak facebook’un yerine msn’in, myspace’lerin olduğu dönemdir. Mynet’in mysite diye bir hizmeti vardı 2010 du sanırım kapandı bu hizmet. Buradan kendimize basit hazır siteler açabiliyorduk. İçerisine yazı resim ekleyebileceğiniz ve hazır temaları olan hiç kod bilmenize gerek duymayan harika bir hizmetti kendileri. Hemen hemen buradan açılan tüm sitelerin içerik olarak tek ortak özelliği “Burası ahmetin sitesidir. Ahmet burada size kendini tanıtacak, ahmetin fotoğrafları…” temalı sabit konuları olan blogtan öte ego tatmin şeysi…” Biraz nostalji yapıp sizleri o tarihlere götürmek istiyorum.
Gezginler.net, tamindir.com, mynet.com, azbuz.com, photobucket.com, netlog.com dönemin en uğrak siteleriydi.
Bir şeyin aynısından herkeste varsa zamanla önemini yitiriyor. Ben de sonraları mysiteye olan hevesimi yitirerek. Başka bedava site hizmeti veren yerlere alanlara yönelim gösterdim. Mysite’de html adına biraz birşeyler öğrenmiştim. Bedava site arayışımda google amcaya “bedava site” yazdım ve dönemin en mükemmel bedava site hizmeti veren internet sitesiyle tanıştım bedava-sitem.com

Pek aktif olmasada forumuda vardı ve bu benim için avantajdı. Bilmediklerimi forumda sorup öğrenebilecektim. Ancak bedava-sitem’in selin nickli bayan üyesinden başka sorulara adam akıllı cevap verebilen yoktu. Yani bedava-sitem bile kendini keşfedememiş donanım ve bilgi eksikliği olan ancak Türkçesi ve adaleti düzgün bir kaç gönüllü moderatör arkadaştan oluşmaktaydı. Dolayısıyla bana forumun pek bir faydası olmadı. O dönemlerde hacker-friend adlı bir üyeye hayranlık duyuyordum bulduğu her yeniliği ve sitelere nasıl uyarlanacağını bilgi kıskançlığı yapmadan yalnızca bu adam paylaşıyordu. Sloganı “Bilgi Paylaştıkça Çoğalır” olan Haluk adlı bu abiyle messengerdan bir iki kez görüşmüşlüğüm oldu. Beni o zamanlar bu hobime olan ilgim o kadar heyecanlandırıyordu ki bu adamla canlı canlı konuşabilmek büyük bir onurdu. Yalnız Haluk abi html, css yada js öğretmiyordu. Yapmış olduğu uygulamaları bedava-sitem’den oluşturduğunuz sitelere nasıl entegre edebileceğimizi anlatıyordu. Bunlar bile kafamı o kadar karıştırıyordu ki bende sanıyordum tüm kodlama olayı bundan ibaret. Bedava-sitem halen var hayatta ve ayakta yalnız zor duruyor yaşlanmış ve yorulmuş biraz. Bu bs’ci arkadaşlara üzülüyorum ben oraları yalamış yutmuş biri olarak. Kendi teması dışında bir tema yapmayı bs’ye göre bir yılda anca öğrenirsiniz. Bs’den bağımsız statik sadece html+css ten oluşan bir siteyi öğrenmeniz ve yapmanız ise en fazla 4 gün sürer. Yani kamyondan inip araba kullanmak gibi bir şey bu. Bs’nin ilerleyen dönemlerde ergenlerden oluşan moderatör tayfası ve ücretsiz diye sürekli reklam sayılarını arttırmaları işi tamamen paraya dökmeleri beni soğuttu ve yeni bir arayış içerisine itti ama halen eskileri yad etmek adına arada bir forumda soru soran arkadaşların cevaplarını yanıtlarım, vakti zamanında bizim sorularımızı yanıtsız bırakan egolu insanlara inat.

Ücretsiz alan ve alan adı veren sitelerin çoğalmaya başladığı dönemlerdi. Reklamsız bir hosting bulmuştum hostinger.web olması lazım. Bu hosting ve domain kavramlarını kafama iyice oturttuktan sonra script kavramıyla tanıştım. Nedir abi kısaca dinamikliği olan php, asp, jsnin de işin içine girmesiyle, ziyaretçilerin daha çok etkileşimde bulunabildiği otomatik sistemler. Bir takım formlarla ziyaretçilerin sayfa ile daha fazla haşır neşir olabildiği bu sistemler daha karmaşık ve paket halinde belli veritabanı ayarları yapıldıktan sonra kur-kullan-kullandırt mantığıyla çalışırlar. Html sitelerde bu mümkün değil maalesef.

Tayfun Erbilen'den Çaldım:)

Paranoyak derecede!

Şifreleme programlarına paranoyak derecede ilgim var en çokta TrueCrypt şifreleme programından faydalanıyorum, lanet olsun hala LM içiyorum… Yüksek sesle müzik dinlemeyi çok seviyorum, ledlere özel bir ilgim var, saplantılı ve takıntılı biriyim.. kısacası Okan diye biriyim amk ne kadar uzattık bu kısmı…

Keyifle İzliyor

Kurtlar Vadisi Pusu

Diriliş Ertuğrul

Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz

Astrolojik ibretlik tesbit

Kuvvetle muhtemel boğa burcuyum(burç mu kaldı laa) 18 mayıs 87 doğumluyum, 60-65 gibi yaşlarda yaşamaktan sıkılmazsam ölmeyi düşünüyorum. Aç parantez benim sıkıcı hayatımın zaman tünelinde sıkılmak istiyorsanız burayı tıklayın kapa parantez… son olarak merak etmezsiniz de olur ya aklınıza karpuz kabuğu düşer kim lan bu Okan derseniz yığınla fotoğraf albümlerim vıdı vıdı vıdı…

İlgi duyduğu boş işler

Elektroniğe düşkün ve de yatkınım, teknoloji haberlerini ve dünyada olup bitenleri yakından takip ediyorum, tasarım çizimleri yapıyor, google’da bulduğu ücretsiz scriptlerin orasıyla burasıyla oynamayı değiştirmeyi ortaya daha kullanılabilir farklı şeyler çıkartmayı, fotoğraf çekmeyi ve işlemeyi çok seviyorum.

Ben ve Yalnızlık…

Bu bölümü sonradan dahil ettim yazıya, çünkü yalnız olduğumu yeni farkettim, ama öyle mutsuz yalnızlardan değil. Uyumadan geçirdiğim tüm zamanımın yüzde seksenlik bir bölümünü bilgisayar başında tüketiyorum o gün yeni bir şey öğrenmezsem kendimi kötü hissediyorum ve az uyuyorum, az yemek yiyorum. Çok çay içiyorum çok sigara içiyorum, çok alkol tüketiyorum. Sağlıksız yaşamayı seviyorum. Eğer bilgisayarım yanımda yoksa kalabalık bir yerdeysem de devamlı insanları gözlemliyorum. Kendi ruh halimi onlarla kıyaslıyorum. O an karar veriyorum, az önce saydıklarımı aklımdan geçiriyorum ve teşhisi koyuyorum. Ben yalnızım. Bakın “yanlız” değil “yalnız” farkındalığı olan bir yalnız, “yalnız”ı doğru yazan bir yalnız, mutlu bir yalnız… Bu halimi sevdiğimi ve buna alıştığımı da anladım kesinlikle intihara meyilli değilim 🙂 Mini Blog sayfasında bulunan saçmalıklarımı baştan aşağı okuyunca yine kanaat getirdim lan ben harbiden yalnızım.

Yalnız yaşamalıyım ve yalnızca yaşamakla kalmamalıyım.

Sorularla Ben

Ask.fm diye facebook kadar yaygın olmasada bir sosyal ağ var baktım bir orada hesabım yokmuş, çüküm düşmesin dedim bende bir hesap edindim. İnsanlar ismini veremeden de soru sorabildikleri için kendilerini rahat hissediyorlar sanırım. Güzel bir uygulama bir insanı en iyi soru-cevap yoluyla tanıyabiliyorsak eğer bu şahsa daha önce sorulmuş ve sorulmakta olan soruları aynı zamanda cevaplarını şuradan görebilirsiniz. Soru da sorabilirsiniz.

Yazmazsak Olmazmış

Bir sitede hakkımda sayfası en çok o kişinin eğitimi ve yapabildikleri merak konusu olduğundan tıklanıyormuş, ben bunun önemsiz olduğunu düşünerek daha öncesinde bununla alakalı hiç bir şey yazmamıştım, madem öyle ekleyelim. Meraklar giderilsin hem adamın başına ne gelirse ya meraktan ya yapraktan…

Lise mezunuyum, sözel düz lise özeti budur. Gönül isterdi ki bilgisayar üzerine okuyabileyim. Ama iyi ki de böyle olmuş, içime o kadar oturdu ki bu eksiklik aç bir şekilde kendimi bütün eksikliklerimi birebir tecrübe ve deneme yanılma yöntemi ile doyurdum.

Tasarım konusunda; Photosop, Photofiltre kullanıyorum, kod yazarken Notepad++ kullanıyorum. Html, Css, Php dillerine hakimim. Programlarımı genelde İngilizce kullandığımdan olsa gerek, terimsel kelime dağarcığım çok geniş, İngilizce konuşan birinin ne demek istediğini anlayabiliyorum, ama gel gör ki ona cevap verme kısmında sıçıyorum. Tamamen tarzanca “I’m şakır şakır english”

Kısaca Bir Günüm

Uyu Kalk Çalış

İstisnalardan sıyrıldığımızda en saf haliyle standart bir günüm şu şekilde geçmekte; Çok geç yatarım saat:03:00-03:30 gibi sabah 06:00 da kalkmam gerekse bile. Bu şu demek oluyor az uyuyorum. Çok az yemek yerim, öğünlerimin arası sıktır. Çok fazla çay, kahve tüketiyorum özellikle bilgisayar başında… Bir yere geç kalmadıysam şayet mutlaka yürürüm, yürüyerek giderim. Bisikletle gittiğim de olmuştur. Geceleri saat farketmeksizin yürümek dolaşmak için erinmem dışarı çıkarım. Boş sokaklarda yolun ortasından yürümek acaip öz güven veriyor tavsiye ederim, köpeğim varken bu eylem benim için daha keyifliydi. Rüyamda bile görsem erinmem uyanır sigaramı camda içer öyle uyurum. Sigarasız hayat çok berrak, ben dumanlı seviyorum. Gözlerim yorulduğunda gökyüzüne bakmayı huy edindim, romatizmle alakası yok ben zaten yıldız aramıyorum, genelde gündüz oluyor bu olay, gözleri acayip dinlendiriyormuş sonsuzluğa bakmak, bunları yazıyorum ki aynı zamanda tavsiyelerimdir 🙂 He gökyüzüne bakarken bulutların arasında sevgilinizi hayal etmeyin nötr olun, gözümü dinlendireyim derken başınızı ağrıtmayın. Canım ne istiyorsa onu yapıyorum. Benim canım kızların ki kadar tatlı değil ama olağan şeyler çeker hep ve oldururum. Kendime değer veriyorum, kendimi seviyorum. Günümün içine etmiyorum, tek başına bile çok güzel vakit geçirebiliyorum. Bu en zor olanı değil mi daha ne olsun.